Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 13°C
Sağanak Yağışlı

DÖNÜŞÜM MUHTEŞEM OLACAK!

“Dönüşüm sadece bedenleri etkiliyordu, zihinleri değil .”

  Ben Kirke, Madeline Miller

Madeline Miller’in Ben Kirke isimli kitabını okumadım, sosyal medyada tesadüfen gördüğüm ve kitapta geçen bu sözden ilham alarak, bu haftaki köşe yazımda, günümüzün en takıntılı konularından birine kısaca yer vermek istedim…

 

Dönüşüm, değişim, revizyon, adına her ne derseniz deyin;  yerleşik, alışık, ezber bozamayan ve konforunun dışına çıkamayan insanoğlunun en zor yapabildiği ve hatta belki de hiç yapmaya cesaret edemediği  bir hareket… Aslında baktığımızda,  bunu yapabilenler  kendini bu kısır  döngüden sıyırabilip,  yaşamın onlara sunduğu  kareden, dışarıya adım  atabilenlerdir.  Ancak burada  ayırt etmemiz gereken sadece fiziksel ve estetik kaygıyla sırf çevresine karşı;  adına da değişim  denilen,  tek tip insana dönüşmeye giden bir yola girmek  olarak algılanmamalı…

 

 

İşte bütün bu değişim,  önce zihinden; yani  olması gereken noktadan başlamalı…

 

 

Son zamanlarda  şekilciliğin ön plana çıktığı,  tek tip bir estetik algının ortaya servis edildiği; herkesin bu pastadan payını almak adına  gerekirse acı cektiği gerçeği ile iç içeyiz. Birbirinden pek farkı olmayan,  yani  özgünlükten çok uzak bir  benzerlikler girdabında boğuluyoruz.

Ayrıca   çevremizdeki insanlarla bir  araya geldiğimiz anda,  selam dahi  vermeden, bedenlerimizle  alakalı yorumlarla sohbete başlamamız  artık  kaçınılmaz bir hal aldı. Karşı  tarafı ne derecede rencide edebileceğini  düşünmeyen  ve bunu belki de hiç  sorgulamayan kişiler haline dönüştük  kim bilir?  Çünkü  etrafımız  daha çok bu yöne kanalize olmamız  için çabalayan uyaranlar ile  dolu. En göze çarpanı da, bir çoğunu çok da gerçekçi bulamadığım sosyal medya  hesapları…    Bu algı  bizi yönetmemeli  aslında. Bu durumun içinden kendimizi  sıyırmamız  çok önemli….

 

Karnımdaki  kasları kuvvetlendirirken beynimdeki kaslar niye boş dursun? Aldığım ve verdiğim kilo beni niye bu kadar yönetsin?

 

Çevremi bu konuda olur olmadık söz sahibi yapmayı kendi adıma bırakmalıyım…

 

İşte bu sorgular ile asıl dönüşüme yani içsel  olana başlayabiliriz…

 

Ben öncelikle,  kişinin  zihinsel olarak kendini çok ileriye taşıyabilmesinden  yanayım. Çünkü insan kendini bu yönde geliştirirse, ardından yapılacak her türlü fiziksel değişim kendi açısından özgün ve daha sağlam temeller üzerine oturabilir. Ne yaptığını ne söylediğini bilen;  öncelikle zihinsel kaygılar duyabilen bu  kısmı revize etmiş;   bunu da pozitif anlamda çevresine yansıtan özgün bireylere dönüşmenin daha sağlıklı olduğunu düşünüyorum.

 

Kendiyle ve çevresiyle  barışık, ne  kendini ne de bir başkasını sadece estetik kaygılar içerisinde  değerlendirmeyen bireyler olabilmek, bedeniniz kadar zihnimizin de sınırlarını zorlamamızla mümkün …

Kendinizle barışık ve sağlıklı nice zamanlar…

 

 

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.